İlgili Kategori
Kategori: Fetvalar

Kamu malını kullanmanın dinî hükmü nedir?

Kamu malını kullanmanın dinî hükmü nedir?

Kamu malı (beytülmâl), toplumun tüm fertlerine ait ortak bir hak olup emanet niteliği taşımaktadır. Bu sebeple keyfî ve şahsî çıkar amacıyla kullanılması doğru değildir. Nitekim Kur’ân’da: “Mallarınızı aranızda bâtıl yollarla yemeyin” [1]buyrulmuştur. Ayrıca emanetin korunması ve başkasına ait mala zarar verilmemesi ilkesi daha özel bir şekilde vurgulanmış, özellikle yetim malı üzerinden bu sorumluluğun sınırları şöyle ifade edilmiştir: “Yetimin malına, rüşdüne erişinceye kadar, en güzel olan yolun (maruf) dışında yaklaşmayın.”[2] Bu ifade, başkasına ait mala yönelik her türlü tasarrufta “en iyi…

Devamını Oku Devamını Oku

Kaş alma veya kaş kaldırmanın hükmü

Kaş alma veya kaş kaldırmanın hükmü

Âlimlerin çoğunluğu Abdullah b. Me’sud’un rivayet ettiği “Allah, dövme yapan ve yaptırana, saç ekleyene ve ekletene, kaşını alan ve aldırana, güzellik için dişlerinin arasını seyrekleştiren ve Allah’ın yarattığını değiştiren kadınlara lanet etsin!”[1] mealindeki hadisleri esas alarak kaşların alınmasını veya kaldırılmasını haram kabul etmişlerdir. Kaş almayı yasaklayan bu rivayette aynı zamanda saçına saç ekleyenler de lanetlenmektedir. Kaynaklarda hadisin şerhi sadedinde şu bilgilere yer verilir: Bir kadın Hz. Peygamber’e gelerek kızının saçlarının döküldüğünü ve kocasının peruk takmasını istediğini söyleyince Efendimiz kızın annesine:…

Devamını Oku Devamını Oku

Din Farklılığının Mîrasa Etkisi

Din Farklılığının Mîrasa Etkisi

Soru: Gayrimüslim bir baba vefat ettiğinde geride biri Müslüman, diğeri Hristiyan olan iki kız evlât bırakırsa, Müslüman olan kız babasının mirasından pay alabilir mi? Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin de içinde yer aldığı cumhur fukahaya göre din farklılığı mirasa engel teşkil eder. Nitekim Hz. Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur: “Müslüman kâfire, kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.” [1] Bu sebeple, söz konusu durumda Müslüman olan kızın gayrimüslim babasının malına miras yoluyla varis olması mümkün değildir. Miras, gayrimüslim olan kızına veya diğer…

Devamını Oku Devamını Oku

Fakir Kimsenin Bakkal Borcunu Ödemek Zekât Yerine Geçer mi?

Fakir Kimsenin Bakkal Borcunu Ödemek Zekât Yerine Geçer mi?

Fakir veya borçlu bir kimsenin borcunu zekât yoluyla ödemek câizdir. Ancak bu hususta en sağlam ve ihtilâftan uzak yol, zekâtın doğrudan borçluya verilmesi (temlîk) suretiyle gerçekleştirilmesidir. Borçlunun bilgisi ve izni olmaksızın, borcun doğrudan alacaklıya (örneğin bakkala) ödenmesi ise “iskāt” (borcu düşürme) mahiyetindedir. Bu sebeple âlimlerin çoğunluğuna göre bu şekilde yapılan ödeme zekât yerine geçmez. Bununla birlikte, bakkal defterindeki borçları kapatmak büyük sevap taşıyan bir hayırdır. Ancak bu ödemenin zekât olarak geçerli olabilmesi bazı şartlara bağlıdır: Borçluların gerçekten zekât alabilecek durumda…

Devamını Oku Devamını Oku

Başörtüsü Üzerinden Mesh Caiz midir?

Başörtüsü Üzerinden Mesh Caiz midir?

Hanefî mezhebine göre abdestte başın mesh edilmesi farz olup, bu farzın edası için başın en az rub‘u (dörtte biri) miktarının mesh edilmesi gerekir. Meshin başın ön kısmından (nâsiye) yapılması efdal olmakla birlikte, bu miktarın başın sağ, sol veya arka kısmından gerçekleştirilmesi de câizdir. Buna binaen, başörtülü kadınların abdest alırken başörtüsü üzerinden mesh etmeleri sahih değildir. Zira meshin, doğrudan saç veya baş derisi üzerine yapılması şarttır. Ancak başörtüsünü açmaksızın, başın arka kısmından –gerekli olan rub‘ miktarı sağlanmak kaydıyla– mesh etmeleri câiz…

Devamını Oku Devamını Oku

Seferde sünnet namazları terk edilir mi?

Seferde sünnet namazları terk edilir mi?

Sefer sırasında, ibadetlerde bir hafifletme söz konusudur. Nitekim Hz. Peygamber ve sahabeyi kiram seferde bazen sabah namazlarını Kâfirûn ve İhlâs gibi kısa sûrelerle dahi kıldıkları rivayet edilmektedir.[1] Cumhur fukahâya göre seferde revâtip (vakit sünnet) namazlarının kılınması müstehap kabul edilirken, Hanefî mezhebinde sefer emniyet içinde devam ettiği müddetçe yolcu, farzlarla birlikte sünnetleri terk edemez. Fakat korku veya zorunlu durumlar söz konusu olduğunda sünnetler kılınmayabilir. Kaynaklarda bu konuda çokça rivayet bulunmakla birlikte bunlardan birkaçını zikredelim. Ümmü Hânî’nin (r.a) rivayet ettiğine göre “Hz….

Devamını Oku Devamını Oku

Kedi Beslemek Sünnet midir?

Kedi Beslemek Sünnet midir?

Sahâbîler arasında en fazla hadis rivayet eden (5374 hadis) Abdurrahman b. Sahr ed-Devsî (ö. 58/678)’ye, kedilere olan düşkünlüğü sebebiyle Hz. Peygamber (s.a) tarafından “Ebû Hureyre” (kedicik babası) lakabı verilmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a) kendisine yönelik bu iltifatı, onun hayvanlara karşı sergilediği merhamet ve şefkat duygusundan kaynaklanmaktadır. Ancak buradan hareketle kedi beslemenin sünnet olduğu sonucunu çıkarmak isabetli değildir. Zira bir amelin sünnet olarak nitelendirilebilmesi için, Hz. Peygamber’in onu bizzat ve sürekli şekilde uygulamış olması veya ashabını açıkça buna teşvik etmiş olması gerekir. Hâlbuki…

Devamını Oku Devamını Oku