Ölünün ardından kuran okumak caiz midir
Ölülere Yasin okunur mu?
İslam toplumunda ölenin ardından hayır hasenat yapmak, hatim indirmek, Kur’ân ve mevlid okutmak yaygın uygulamalardandır. Bir kısım âlimler bunların bidat hükmünde olduğunu söylerken diğer bir kısmı câiz olduğunu savunmaktadır. İkinci grup âlimler Ma’kıl b. Yesâr’in (r.a) naklettiği “Hz. Peygamber buyurdu ki: Ölülerinize Yâsin okuyunuz”[1]
“Yâsin Kur’ân’ın kalbidir. …onu ölülerinize okuyun.”[2] şeklindeki sahih rivayetleri esas almaktadırlar. Bu âlimlerin çoğunluğu da hadiste geçen “ölüleriniz” ifadesinden kastın “ölmek üzere olan kişiler” olduğunu söylemişlerdir. Dolayısıyla bu görüş sahipleri ölmüş ve kabre konmuş kişilere Kur’ân okumanın fayda vermeyeceğini söylemektedir. Taberî ve Şevkânî gibi pek çok âlim ise hadisteki “ölüleriniz” kelimesinin hakiki manada olduğunu mecaz manada kullanılabilmesi için bir karineye ihtiyaç olduğunu bunun da hadiste yer almadığını söylemektedirler.
Konuyla ilgili olarak sahabe uygulamaları da söz konusudur. Nitekim tabiinden Şa’bî “Medineliler, ölünün yanında Bakara sûresini okurlardı.”[3] şeklindeki rivayeti ölülere Kur’ân okuma uygulamasının asr-ı saadetteki mevcudiyetini güçlendirmektedir.
Mezheplerin genel olarak yaklaşımları müsbet yönde olduğu anlaşılmaktadır. Hanefî mezhebi imamları başta olmak üzere tamamı gerek kabirde gerekse farklı yerlerde ölüye Kur’ân okunabileceğini söylemektedir. Şâfiî mezhebinde ise İmam Şâfiî de dâhil olmak üzere özellikle Gazzalî, Nevevî, İbn Hacer, Suyûtî ve Şirbînî’nin de aralarında bulunduğu çoğunluk Hanefîlerle aynı görüştedir. Ahmed b. Hanbel önceleri menfi düşünürken daha sonra bu görüşünden rücû ettiği ve Hanefîler gibi düşündüğü anlaşılmaktadır. Mâlikî mezhebinde ölen birine duanın dışında hiçbir şeyin ulaşmayacağı görüşü hâkim olmakla birlikte İşbîlî ve Kurtûbî ile özellikle Endülüslü âlimler müspet yönde fikir beyan etmektedirler. Dolayısıyla İbn Teymiyye’nin de ifade ettiği gibi Kur’ân’ın ölülere fayda vermeyeceğini savunanların istidlal ettiği “İnsan için yalnızca (hâlisane) çalışmasının karşılığı vardır.”[4] mealindeki âyeti “fayda yoktur” manasının aksine “kişi ancak kendi yaptıklarına sahip olur” şeklinde anlamak gerekiyor.[5]
Kısacası mezhep âlimlerinin çoğunluğu zikredilen delil ve sahabe uygulamaları çerçevesinde ölü üzerine Kur’ân okunabileceği hususunda hem fikir oldukları anlaşılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm yürüyen ölü kalplerin dirilmesi, basiret sahibi salih kulların da ilim ve takvasını arttırmak için okunurken ölüler üzerine de Allah’ın rahmetinin bir tecellisi olarak meleklerinin inmesi ve ölüye iyi muamelede bulunması ümidiyle okunur. Doğal olarak aklı başında hiç kimse ölünün anlayıp, amel etmesi için Kur’ân okumaz. Kur’ân bir zikirdir. Zikir de duadır. Ölü yanında okunacak duaların en hayırlısı olan Kur’ân’ın okunmasından daha güzel ve doğal ne olabilir ki?[6]
[1] Ebû Dâvûd, “Cenâiz”, 24; İbn Mâce, “Cenâiz”, 4 قَالَ النَّبِىُّ -صلى الله عليه وسلم- « اقْرَءُوا (ياسين) عَلَى مَوْتَاكُمْ »
[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5:26, Karaman, Hayrettin, Ebediyet Yolcusunu Uğurlarken, (Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı, 1994), s. 28.
[3] İbn Ebî Şeybe, Musannef, 10953; كَانَتِ الأَنْصَارُ يَقْرَؤُونَ عِنْدَ الْمَيِّتِ بِسُورَةِ الْبَقَرَةِ.
[4] Necm, 53/39; وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلاَّ مَا سَعٰى
[5] Acar, Yusuf, Ölülere İbadet ve Kur’ân, (Konya: Erman Ofset, 2011), s. 176-182.
[6] Davutoğlu, Ahmed, Selamet yolları, 2: 253