Geçmişe dair zayıf borçlar…
Selamünaleyküm hocam
Kişinin geçmiş yıllarda (örneğin gençlik döneminde), Müslüman veya gayrimüslim fark etmeksizin bazı arkadaşlarından maddi destek aldığına dair net olmayan hatıraları bulunması; ancak bu paranın borç mu yoksa hibe mi olduğunu ve miktarını tam olarak hatırlayamaması durumunda şer’î sorumluluğu nedir?
Kesin bilgiye dayanmayan bu tür geçmişe yönelik şüpheler, kişiye hukuki veya vicdani bir vebal (kul hakkı) yükler mi? Bu durumda izlenmesi gereken fıkhi çözüm yolu ne olmalıdır?
Geçmişe yönelik borç ilişkilerinde kesin bir bilginin bulunmadığı ve taraflar arasında tereddüdün hasıl olduğu durumlarda, hukuki ve ahlaki sorumluluğun tayini için öncelikle karşı tarafla iletişime geçilmesi ve rızalarının aranması esastır. Muhatapların söz konusu borç ilişkisini ve miktarını ikrar etmeleri (onaylamaları) hâlinde, bu meblağın hak sahiplerine eda edilmesi şer’î ve hukuki bir vecibedir.
Buna karşın, tarafların mezkur borcu teyit edememesi veya hak sahiplerine ulaşmanın fiilen imkânsız hale gelmesi durumunda; kişinin zayıf bir zanna dayalı olarak zihnini ve kalbini fuzuli yere meşgul etmekten kaçınması gerekir. İslam ahlakı ve fıkıh metodolojisi uyarınca, bu tür müphem durumlarda vicdani tatmini sağlamak ve muhtemel bir kul hakkından tebriz olunmak (arınmak) adına; şüpheye mahal veren meblağın, hak sahipleri niyetine ve onların namına peyderpey tasadduk edilmesi (sadaka olarak verilmesi) ihtiyat prensibine en uygun olan yoldur.