Dayı, amca vb. çocuklarıyla bir arada yemek yiyip, sohbet etmenin hükmü
Dijital medya, sosyal iletişim ağları ve popüler kültürün etkisiyle mahremiyet algısının zayıfladığı, kadın-erkek ilişkilerinde sınırların giderek belirsizleştiği, iffet ve hayâ duygusunun ciddi şekilde aşındığı bir dönemde, yeni nesil gençlerin amca, dayı, hala ve teyze çocuklarıyla olan ilişkilerinde mahremiyet ölçülerine dikkat etmeleri önem arz etmektedir.
Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm’in, وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَىٰ ۖ “Zinaya yaklaşmayın.”[1] emri ile mümin erkek ve kadınlara yönelik, قُلْ لِلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ “Mümin erkelere söyle! gözlerini haramdan sakınsınlar.”[2] buyruğu birlikte değerlendirildiğinde, aile içinde dahi olsa amca, dayı, hala ve teyze çocuklarıyla aynı sofrada yemek yemeleri, samimi sohbetlerin ve karşılıklı etkileşimin doğal olarak meydana geldiği ihtilât ortamlarının oluşmasına zemin hazırlayacağından caiz değildir.
Bu yaklaşım, dinin korumayı hedeflediği iffet ve mahremiyet ilkelerine daha uygundur. Zira bakışları, duyguları ve davranışları kontrol etmenin en etkili yolu, kişiyi sürekli bir imtihanla karşı karşıya bırakmak değil; harama götürebilecek sebepleri mümkün olduğunca ortadan kaldırmaktır. Bu yaklaşım, İslâm hukukunda sedd-i zerâi (harama götüren yolların kapatılması) ilkesinin de tabiî bir sonucudur.
Bazıları bu yaklaşımı doğru bulmayabilir. Ancak bunun sebebi, söz konusu yaşam tarzına alışılması ve zamanla bu durumun mübah görülmeye başlanmasıdır. Unutulmamalıdır ki mahrem olmayan kimseler arasındaki bu tür ihtilât, bir veya iki oturumda olumsuz sonuçlar doğurmaz. Fakat bu durum sürekli tekrarlandığında, kişiler arasında oluşan ünsiyet ve samimiyet neticesinde, gayri İslâmî bir yaşam tarzına evrilmesine zemin hazırlayacaktır. Yukarıdaki hükme enişte ve kayınların da dahil olduğunu unutmayalım.
[1] İsrâ 17/32.
[2] Nûr 24/30-31.