SARIK TAKMAK SÜNNET Mİ?
Sarık, pek çok hadis kaynağında Hz. Peygamber’in (s.a) bazen kendisinin taktığı bazen de elleriyle bazı sahabeye giydirdiği, özen gösterip, teşvik ettiği bir erkek kıyafetidir.
Bir kısım hadislerin zayıf olduğundan hareketle bazı modernistler, örf olduğunu iddia etse de fakihler birbirini teyid eden zayıf hadislerin en azından hasen derecesinde olabileceği öngörüsü ile sarık sarmayı sünnet kabul etmişlerdir.
Sarık, takke üzerine sarılış şekliyle İslam’a has bir tarzı olduğundan o günkü cahiliye müşriklerinden ve bugünkü Hintlilerin sırf kafa üzerine sardıkları sarıktan ayrılmaktadır. Bu tıpkı Müslüman ile diğerlerinin sakal bırakma farklılığına benzemektedir. Nitekim Müslümanın sakalı ile inançsızların bıraktıkları bıyık ve sakal farklılık arz etmektedir. Unutmayalım ki her milletin, her inancın ve her “izm”in kendine has bazı alametifarikaları bulunmaktadır. “İnançsız olmanın” ve “çıplaklığın” modernizmin sorgulanmayan bir simgesi olduğu gibi.
Resimlerine ulaştığımız ve müşahede ettiğimiz son dönem yaşamış İslam alimlerinin neredeyse tamamının sarıklı olduğu görünmektedir. Bu da aslında sarığın kişiye ayrı bir vakar ve heybet kazandırdığını ve alimler tarafından sünnet olarak kabul gördüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.