Korana’dan ölen ve defnedilen birini sonradan aile mezarlığına nakletmek câiz mi?
Ölünün defnedildiği kabrinden başka bir yere nakledilmesi hususunda fukahâ arasında ihtilaf bulunmaktadır. Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre, defin işlemi tamamlandıktan sonra ölünün zaruret veya şer‘an muteber bir mazeret bulunmaksızın başka bir yere nakledilmesi câiz değildir. Çünkü kabri açmak, ölünün hürmet ve dokunulmazlığına aykırı görülmüş; ancak cenazenin gasp edilmiş bir araziye veya başkasının şüf‘a hakkı bulunan bir yere defnedilmesi gibi hak sahiplerinin hukukunu ilgilendiren istisnaî durumlarda nakle cevaz verilmiştir.
Hanefî fakihlerinden İbnü’l-Hümâm, bu yaklaşımı desteklemek üzere dârülharpte defnedilen birçok sahâbînin kabirlerinin daha sonra İslâm beldelerine nakledilmemiş olmasını delil göstermektedir.[1] Ona göre bunun sebebi, nakli gerekli kılacak meşru bir mazeretin bulunmamasıdır. Bu esas çerçevesinde Hanefî mezhebinde, aile fertlerinin talebi, cenazenin memleketine götürülmek istenmesi, daha faziletli olduğu düşünülen bir kabristana defnedilme arzusu veya yıllar önce defnedilmiş bir kimsenin kabrinin sonradan vefat eden eşi ya da yakınlarının yanına taşınmak istenmesi gibi gerekçeler kabir naklini meşru kılan sebepler arasında sayılmamıştır.
Hanefî âlimleri ayrıca, ölünün yıkanmadan veya cenaze namazı kılınmadan defnedilmiş olması hâlinde dahi, bu eksiklikleri gidermek amacıyla kabrin açılmasının câiz olmadığı hususunda ihtilaf bulunmadığını belirtmişlerdir. Bu yaklaşım, defin tamamlandıktan sonra ölünün hürmetinin korunmasına verilen önemi göstermekte; sonradan yerine getirilebilecek bir farzın ikmali amacıyla dahi kabir açılmasına cevaz verilmediğini ortaya koymaktadır.
[1] Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, 1: 246; إلَّا أَنْ تَكُونَ الْأَرْضُ مَغْصُوبَةً أَوْ يَأْخُذُهَا شَفِيعٌ