DÜNYALIK MAKSATLAR İÇİN NAMAZ KILMAK CAİZ Mİ?

DÜNYALIK MAKSATLAR İÇİN NAMAZ KILMAK CAİZ Mİ?

Soru:
“Sınava az bir zaman kaldı. Ben de sınava kadar namaz kılmayı düşünüyorum. Niyetim hem sevap kazanmak hem de sınavda başarılı olabilmek. Bu şekilde bir niyet doğru olur mu, yoksa ibadetin ders ve sınav gibi dünyevî bir sebeple yapılması uygun olmaz mı?”

Cevap:

Bu niyet dinen uygundur. Hatta fıkıh ve hadis kaynaklarında, kişinin meşru bir ihtiyacının gerçekleşmesi amacıyla kıldığı iki rek‘atlık nafile namaz “hacet namazı” olarak isimlendirilmiştir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kimin Allah’tan veya herhangi bir kimseden bir ihtiyacı olursa, güzelce abdest alsın, sonra iki rek‘at namaz kılsın; ardından Allah’a hamd etsin, Peygamber’e salât ve selâm getirsin, sonra da Allah’a dua etsin.”[1]

Yine Osman b. Huneyf’in (r.a.) rivayet ettiği hadiste, gözleri görmeyen bir sahâbîye Hz. Muhammed (s.a.v.):

“Git, abdest al, iki rek‘at namaz kıl ve ardından dua et.[2]

buyurmuş; sahâbî de bu tavsiyeyi uyguladıktan sonra Allah’ın izniyle şifaya kavuşmuştur.

Dolayısıyla sınavda başarılı olmak gibi meşru bir ihtiyaç için namaz kılıp dua etmek, sünnette temeli bulunan bir uygulamadır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de:

وَاسْتَعِينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلَاةِ
“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin.”[3]

buyurulmuştur. Bu sebeple kişinin, hem Allah’ın rızasını ve sevabını umarak hem de sınavında muvaffak olmayı dileyerek namaz kılması meşru ve güzel bir davranıştır. Bununla birlikte, kişinin normalde namazlarını aksatıyor olması, bu sebeple namaz kılmasını iki yüzlülük olarak değerlendirmeyi gerektirmez. Bilakis bu tür vesileler, kulun Rabbine yönelmesine ve O’nunla olan bağını kuvvetlendirmesine sebep olabilir. Nitekim birçok insan, belirli bir ihtiyaç veya sıkıntı vesilesiyle ibadete yönelmiş, ardından bu yönelişini kalıcı hâle getirerek salih bir kul olma yolunda ilerlemiştir. Bu sebeple böyle bir davranışı küçümsemek yerine, kişinin Allah’a yönelmesini teşvik etmek daha uygun bir tutumdur.

[1] Tirmizî, Vitir, 17; İbn Mâce, İkāme, 189.

[2] Tirmizî, Deavât, 119; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 138.

[3]el-Bakara 2/45.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir