İlgili Kategori
Kategori: Fetvalar

Cep telefonunda Kur’ân ve dini programlar olduğu halde tuvalete girmek doğru mu?

Cep telefonunda Kur’ân ve dini programlar olduğu halde tuvalete girmek doğru mu?

Kur’ân-ı Kerîm saygısızlık kastı olmaksızın belden aşağıda tutmak ve taşımak her ne kadar günah değilse de kemal-i edebe aykırıdır. Ancak fukahâ, içinde âyet yazılı muskayla tuvalete girilmesine ruhsat vermektedir. Dolayısıyla buna kıyasla çanta, kargo âyet veya cep telefonu programı olduğu halde tuvalete girmek câiz olur. Ayrıca bu eşyaların dışarı bırakıldığında çalınma riskinin yüksek olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.

Kadınların, erkeklerin huzurunda Kur’ân okuması câiz mi?

Kadınların, erkeklerin huzurunda Kur’ân okuması câiz mi?

İslâm âlimlerinin çoğunluğuna göre, kadının sesi avret değildir. Onlar bu konuda “Ey peygamber hanımları! Kendinizi kötülüklerden korumanız şartıyla, siz herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Bu sebeple sözü yumuşatarak söylemeyin, sonra kalbi çürük olan umuda kapılır, sizden beklendiği şekilde konuşun.”[1] mealindeki âyeti delil gösterirler. Ayrıca sahabe kadınları erkek sahabenin bulunduğu ortamlarda Hz. Peygamber’e gelerek soru sorabiliyorlardı. Efendimiz de onlara bu konuda herhangi bir yasaklama getirmiyordu. Fakat âyette de ifade edildiği üzere erkekleri fitneye düşürecek tarzda edalı konuşması halinde kadının sesi ittifakla…

Devamını Oku Devamını Oku

Dârülharpte faiz almak veya kumar oynamak

Dârülharpte faiz almak veya kumar oynamak

Dârülharp, Müslümanların halihazırda harp halinde oldukları ülke manasına gelirken bunun mukabili olan dârülislâm, İslâm ülkesi, yani toprakları İslâmî esaslara göre yönetilen yer demektir.[1] Bununla birlikte ikisi de Kitap ve Sünnet tarafından sınırları belirlenmiş, üzerinde icmâ edilen kavramlar değildir. Dârülharp terimi bazı Hanefî kaynaklarında “Dârülharpte hadler uygulanmaz.”[2] “Dârülharpte Müslüman ve harbi arasında faiz yoktur”[3]  gibi hadislerde zikredilse de tarif ve izahına rastlanılmamaktadır.[4] İslâm âlimlerinin ictihadıyla tarif edilen birer kavramdır. Dolayısıyla bu kavramlar üzerinden yapılan tartışmalar da tabii olarak ihtilaflı meseleler olarak günümüze kadar…

Devamını Oku Devamını Oku

Aynı kabre birden fazla kişi defnetmek caiz mi?

Aynı kabre birden fazla kişi defnetmek caiz mi?

Soru: Son dönemlerde insanlar aynı kabre farklı senelerde birkaç kişiyi defnetmektedirler. Bu durum câiz mi?  Bir mezara ikinci bir defin yapılabilmesi için önceki insanın tüm kemiklerinin yok olmuş olması gerekir. Aksi takdirde böyle bir kabri açmak ölen kişiye hürmetsizlik sayılacağından câiz değildir.[1] Kemiklerin yok olması ise iklim ve toprağın yapısıyla doğru orantılıdır. Soğuk iklimlerde ve asit oranı az olan topraklarda kemikler 200-300 yıl bozulmadan kalabilirken sıcak bölgelerde ve asidi çok olan topraklarda kemiklerin yok olma süresi 25-30 yıl civarındadır. Dolayısıyla…

Devamını Oku Devamını Oku

Dolu mezara ikinci bir defin yapmak câiz mi?

Dolu mezara ikinci bir defin yapmak câiz mi?

Bir mezara ikinci bir defin yapılabilmesi için önceki insanın tüm kemiklerinin yok olmuş olması gerekir. Aksi takdirde böyle bir kabri açmak ölen kişiye hürmetsizlik sayılacağından câiz değildir.[1] Kemiklerin yok olması ise iklim ve toprağın yapısıyla doğru orantılıdır. Soğuk iklimlerde ve asit oranı az olan topraklarda kemikler 200-300 yıl bozulmadan kalabilirken sıcak bölgelerde ve asidi çok olan topraklarda kemiklerin yok olma süresi 25-30 yıl civarındadır. Dolayısıyla 10-15 yıl önce ölmüş bir kişinin mezarını açıp başka birini koymak câiz değildir. Böyle bir…

Devamını Oku Devamını Oku

Rukye Yapmak Câiz mi?

Rukye Yapmak Câiz mi?

Rukye Yapmak Câiz mi? Rukye (الرُقْيَة), kişinin Kur’an-ı Kerim’den bazı ayet veya sureleri okuyarak tedavi yapmasıdır. Nitekim Allah Teala Kur’an-ı Kerim’in müminler için hidayet ve rahmet olması yanında maddi ve manevi rahatsızlıklar için de şifâ olduğunu bildirmektedir: “Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet gelmiştir.”[1] Bu konuda Efendimiz (s.a) pek çok uygulaması söz konusudur. Mesela Efendimiz (s.a) geceleri yatağında uyumadan önce ve rahatsızlandığı vakitlerde kendisine rukye yapmıştır. Hz. Aişe (r.a) rivayetine göre…

Devamını Oku Devamını Oku

Ramazan sonrası 6 gün “Şevvâl orucu”

Ramazan sonrası 6 gün “Şevvâl orucu”

Hz. Peygamber (s.a) Ramazan’dan sonra gelen Şevvâl ayında altı gün oruç tutmuş ve “Ramazan’ı oruçla geçirip buna Şevvâl’den altı gün ilâve eden kimse bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olur.[1] hadisiyle tavsiyede bulunmuştur. Zira her iyi amelin karşılığı en az 10 sevap olduğundan[2] Ramazan ve Şevvâl oruçları da toplamda (36X10=360) bir senelik oruç sevabına denk gelmektedir. Hadis kitaplarında müstehap oruçlar başlığında zikredilen “Şevvâl orucu” peş peşe veya ayrı ayrı günlerde tutulması caizdir. Fakat bazı Hanefî imamları, Ramazan orucundan sayılması endişesinden dolayı…

Devamını Oku Devamını Oku